Horizon Danışmanlık Kurucu Ortağı Eser Erginoğlu, Türkiye’nin yeni İklim Kanunu ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile birlikte sanayi tesisleri için köklü bir dönüşüm sürecinin başladığını söyledi. Erginoğlu, tüm sanayi kuruluşlarının emisyon beyanı, karbon ayak izi hesaplaması ve karbon vergilerine şimdiden hazırlanması gerektiğine dikkat çekerek, vergi yükümlülüğünün 2028 yılında devreye girmesinin beklendiğini ifade etti.
Sanayicilerin önemli bir bölümünde, karbon ayak izi hesaplamasının yalnızca Avrupa Birliği’ne ihracat yapan firmalar için ve sadece ihraç edilen ürünlerle sınırlı olduğu yönünde yanlış bir algı bulunduğunu belirten Erginoğlu, yeni düzenlemelerle bu yaklaşımın geçerliliğini yitirdiğini vurguladı. Türkiye’de yürürlüğe giren İklim Kanunu kapsamında, SKDM dışında kalan cam ve seramik gibi sektörler de dahil olmak üzere tüm sanayi tesislerinin sürecin parçası olacağını söyledi.
25 Bin Ton Üzeri Emisyona Beyan Zorunluluğu
Yeni dönemde, yıllık 25 bin tonun üzerinde karbon salımı yapan tesisler için emisyon beyanı zorunlu hale gelecek. Başlangıç aşamasında 50 bin ton ve üzeri emisyon üreten tesisler ise doğrudan vergilendirmeye tabi tutulacak. Daha önce karbon vergisinin AB’deki ithalatçı tarafından ödendiğini düşünen ihracatçıların, artık üretimin tamamından kaynaklanan emisyonlardan sorumlu olacağına dikkat çeken Erginoğlu, bunun şirket bilançoları üzerinde ciddi bir maliyet baskısı oluşturacağını dile getirdi.
Ücretsiz karbon tahsisatlarının zamanla azaltılacağını belirten Erginoğlu, AB ile uyumlu şekilde bu uygulamanın 2035 yılına kadar tamamen sona ermesinin öngörüldüğünü aktardı. Türkiye’de karbon vergisinin 2028 itibarıyla uygulanmaya başlanması beklenirken, AB Emisyon Ticaret Sistemi’nde karbon fiyatlarının ton başına 60–80 avro bandında seyretmesi, hammadde ve emtia fiyatları üzerinden enflasyonist etki yaratma potansiyeli taşıyor.
Vergiden Kaçınmanın Yolu: Yeşil Dönüşüm
Vergi yükünden kaçınmak isteyen firmalar için tek seçeneğin verimlilik, dijitalleşme ve yeşil enerji yatırımları olduğunu vurgulayan Erginoğlu, etkin veri yönetimi ve yenilenebilir enerjiye geçişin artık zorunluluk haline geldiğini söyledi. Devletin de nükleer santral yatırımları ve elektrik şebekesinin emisyon yoğunluğunu düşürmeye yönelik projelerle süreci desteklemesi gerektiğini belirtti. Firmaların tamamen sıfır karbon seviyesine ulaşmasının kısa vadede mümkün olmadığını ifade eden Erginoğlu, ancak ciddi oranlarda azaltım beklendiğinin altını çizdi.
Toplanan karbon vergilerinin, Avrupa’daki örneklere benzer şekilde yenilenebilir enerji, nükleer santral projeleri ve hidrojen vadileri gibi stratejik yatırımların finansmanında kullanılması planlanıyor. Çanakkale’de hayata geçirilen hidrojen vadisi projesini örnek gösteren Erginoğlu, bu tür yatırımların organize sanayi bölgeleri ve çevre yerleşimlerin enerji ihtiyacını karşılamayı hedeflediğini ifade etti. Yeşil hidrojene geçiş nihai hedef olarak görülürken, geçiş sürecinde mavi hidrojen projelerinin de destekleneceğini kaydetti.
Düzenlemelerden en çok etkilenecek sektörler arasında; alüminyum, demir-çelik ve bakır gibi metal ergitme süreçlerine sahip ağır sanayi kuruluşları, plastik granül işleyen tesisler ile cam, seramik ve çimento gibi topraktan üretim yapan sektörler yer alıyor. Bunun yanı sıra, sektörden bağımsız olarak yıllık 50 bin ton karbon emisyon eşiğini aşan büyük ölçekli tesislerde, ciro ve ton başına emisyon yoğunluğu da dikkate alınacak.
Emisyon Ticareti EPİAŞ Üzerinden Yürütülecek
Türkiye’de kurulacak Emisyon Ticaret Sistemi’nin EPİAŞ tarafından yönetileceğini belirten Erginoğlu, karbon tahsisatlarının bu platform üzerinden dağıtılacağını söyledi. Yenilenebilir enerji ve verimlilik yatırımları sayesinde tahsisatlarının altında emisyon üreten firmalar, fazla karbon haklarını borsada satarak ek gelir elde edebilecek. Bu gelirlerin ise dijitalleşme ve yeşil dönüşüm yatırımlarında kullanılmasının önünün açılacağı ifade ediliyor.
Erginoğlu, tüm bu düzenlemelerin şirketler için yeni bir dönemi başlattığını vurgulayarak, uyum sağlamayan firmaların rekabet gücünü kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağını sözlerine ekledi.