Almanya merkezli TRUMPF Grubu, 1923’ten bu yana geliştirdiği teknolojilerle bugün lazer kesim, sac işleme, otomasyon, yazılım ve finansman hizmetlerinde 4,3 milyar Euro’luk küresel ciroya ulaşmış durumda. 90’dan fazla ülkede yaklaşık 17 bin 750 çalışanıyla faaliyet gösteren şirket, 2017 yılında Türkiye’de doğrudan yatırım modeliyle faaliyete geçerek sanayicilere kapsamlı çözümler sunmaya başladı.
İstanbul Ümraniye’de faaliyet gösteren TRUMPF Türkiye, 50 kişilik uzman ekibiyle satış, uygulama mühendisliği, servis, eğitim, yedek parça ve finansal danışmanlığı aynı çatı altında birleştiriyor. Şirket, yalnızca makine tedarik eden bir yapıdan ziyade üretim süreçlerinin tamamına hitap eden entegre bir değer zinciri yaklaşımıyla konumlanıyor.
“Eksiksiz bir üretim ekosistemi sağlıyoruz”
TRUMPF Türkiye Genel Müdürü Burak Günsür, şirketin global teknoloji yetkinliğini yerel mühendislik tecrübesi ile buluşturarak müşterilerine uzun vadeli rekabet avantajı sunduğunu belirtti. TRUMPF’ın 1950’lerde sac işleme, 1970’lerde ise lazer tabanlı üretim çözümlerinde uzmanlaştığını hatırlatan Günsür, finansman desteğini de içeren kapsamlı bir ekosistem sunduklarını aktardı.
Günsür, yatırım kararlarında Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO) yaklaşımını ön plana koyduklarını vurgulayarak, “Doğru yatırım, yalnızca ilk yılında değil uzun vadede de kazandıran yatırımdır. TRUMPF sistemlerinin çoğu, TCO hesaplarında birkaç yıl içinde kendini amorti edebiliyor” dedi. TRUMPF Türkiye’nin başarı hikâyelerini bölge ülkelerine taşıyarak şirketi “uzun vadeli teknoloji ortağı” olarak konumlandırmak istediklerini ifade etti.
Lazer teknolojileri ve servis birimlerinden değerlendirmeler
CFO Banu Yenal Taşdelen, şirketin finansal yapısını sürekli iyileştirdiklerini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Finansal süreçlerimizi sürdürülebilirlik, şeffaflık ve verimlilik ilkeleriyle yönetiyoruz. Amacımız yalnızca bugünü güçlendirmek değil, güçlü bir mali yapı oluşturarak geleceğe sağlam bir temel hazırlamak.”
Takım Tezgahları (MT) Ülke Satış Müdürü Yiğit Örkün, TRUMPF’ın Türk sanayicisinin en güvenilir teknoloji ortaklarından biri hâline geldiğini belirterek, makine, otomasyon ve yazılımın birlikte kurgulandığı çözümlerin üreticilere hız, esneklik ve hassasiyet kazandırdığını söyledi. Örkün, TruLaser Tube sistemlerinin kaynak adımlarını azaltarak montaj sürelerini kısalttığını; TruBend preslerin ise farklı operatörlerde bile aynı hassasiyeti sağlayabildiğini aktardı.
Lazer Teknolojileri (LT) Ülke Satış Müdürü Onur Dinçer, global cironun yüzde 10’unun AR-GE’ye ayrıldığını belirterek TRUMPF’ın 3 boyutlu kesim, kaynak, markalama ve yüzey işleme gibi lazer teknolojilerinde kendi geliştirdiği yazılım ve yapay zekâ çözümleriyle öne çıktığını ifade etti. Dinçer, “Bu sayede Türk mühendisleri karmaşık parçaları daha ekonomik üreterek ihracatta önemli bir rekabet avantajı elde ediyor” dedi.